cnbc e ye hayır


facebook twitter əjdaha lazımdı   googllalink

    1. buna bənzər bir şeyi başqa bir uşaqdan eşitmişdim ancaq indi gördüm ki tkp tərəfindən yanınlanıb həqiqətən də. həyatdan soyudan, televizor kanallarına, texnologiyaya belə pis baxan tək tip insan yetişdirmək istəyən türkiyə solçularına ait bir məqalədir kommunist olmamaq üçün səbəblər-də göstərilə bilər. *
    "cnbc-e izleyicilerinin, hatta müptelalarının sayısı, özellikle de üniversite gençliği arasında oldukça falza. saat 18.00'de televizyon karşısına geçen, dört "nitelikli" dizinin ardından bir de "sanat" filmi izleyerek günü tamamlayan bir tipoloji var artık karşımızda. gerçekten de cnbc-e'yi nasıl ele almalı, bu tipolojiye nasıl yanıt üretmeli soruları acil yanıt bekliyor.

    alternatif değil farklı!
    her şeyden önce cnbc-e'nin, "alternatif" bir yayıncılık örneği sunmadığı, sadece diğer burjuva televizyonlarından "farklı" bir yayın ilkesi izlediği ifade edilmeli. işte cnbc-e izleyicilerinin, "alternatif" ile "farklı" kavramlarını birbirine karıştırmaları, bu kanalın çok ciddi bir tehdit oluşturduğu anlamına geliyor! kısacası cnbc-e iyi bir şey yapmıyor, farklı olan zorunlu olarak doğru ve iyi olanla örtüşmüyor...
    cnbc-e'nin pazarlama stratejisi ve var oluş koşulları, ideolojik bir tercihin, "başarılı" bir gözlem ve müdahalenin ürünü olarak karşımıza çıkıyor. toplumun büyük çoğunluğunun diğer televizyon kanalları ve yayın stratejileri tarafından kapsandığını tespit eden bu anlayış, televizyonların yayın çizgisinden sürekli şikayet eden ve sayısı bir televizyonu ayakta tutacak kadar da geniş olan "entelektüel" kesimi hedef kitlesi olarak seçiyor. bu kitleyi kazanmak için, eski solcuları kadrosuna katarak, bu arkadaşlara "tam yetki" veren kanal, bu şekilde sanat, bilim, eleştiri ve aydınlık üretmesi gereken bir kitleyi televizyon karşısında koltuklarına kelepçeleyerek, düzene çok ciddi bir katkı yapmış oluyor! bu katkı ise bazı "solcular" tarafından alkışla karşılanıyor, cnbc-e neredeyse "solun" resmi televizyonu ilan ediliyor!

    burada sorun olarak ele aldığımız ve tartışmaya açtığımız, gösterilen dizilerin ve filmlerin niteliği değil. kanalda pek çok anlamlı ve izlenmesi gereken film gösterilirken, dizilerin bir kısmının gerçekten de eğlenceli ve başarılı olduğu doğrudur. sosyalistlerin, aydınların, doğruda duran herkesin de tartışmasız gülmeye, eğlenmeye ve hatta "boş vakit geçirmeye" hakkı bulunuyor. ancak asıl sorun, bir kitlenin bu yayıncılık anlayışına teslim olarak, en verimli ve üretken zamanlarını, iyi ya da kötü dizi ve filmleri izlemek için, televizyon karşısında değerlendirmeleri.
    televizyon kültürü ve alışkanlıkları, sosyalist mücadelenin önündeki en önemli engellerden birisidir. sosyalist mücadelenin doğal ve zorunlu hedef kitlesini oluşturan işçi sınıfı, sınıf mücadelsi ve ideolojik mücadele için vaz geçilmez değer taşıyan, sınırlı boş zamanını, televizyon karşısında geçirmektedir! televizyonun bu kuşatması kırılmadan, işçi sınıfının siyasetle temas etmesi ve siyasal mücadeleye katılmasının ön koşullarının dahi oluşması mümkün değildir. bu anlamda ideolojik mücadelenin en önemli konularından birisi, televizyon kültürü ve alışkanlıklarına müdehala edebilmektir.

    cnbc-e'nin yaptığı ise, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin önünü benzer bir şekilde tıkamaktan başka bir şey değil. işçi sınıfından daha geniş bir boş zaman alanına sahip olan ve ideolojik/siyasi birikimleri nedeniyle sosyalist mücadelenin şimdilik en yaygın unsurları olabilen kentlerdeki öğrenciler ve entelektüeller de, cnbc-e sayesinde yeni bir olgu olarak, boş zamanlarını verimli ve siyasi üretim yerine televizyon karşısında geçirebilmektedir.

    televizyon karşısında geçirilen zaman, kimse aksini iddia etmeyecektir, üretken olmayan bir zamandır. bu her şeyden önce, yayının niteliğinden değil, izleyicinin pasif konumundan kaynaklanır. televizyon izleyicisi bir özne değildir, çünkü her şey bir yana, izleyeceği programları ve yayın çizelgesini belirlemek iradesi ve olanağı bulunmamaktadır. izleyici, "ne çıkarsa razı" konumundadır. harcadığı zaman, kendi ihtiyaçlarına dönük bilinçli ve tercih edilerek harcanan bir zaman değildir. aynı çerçevede, örneğin kitap okumak, bir tiyatro oyunu izlemek çok daha üretken eylemlerdir.

    televizyon kültürünün aşırı bireyci yönü ise önemli bir diğer tartışma başlığı. televizyon ve birey arasındaki ilişki, her türlü toplumsal paylaşım ve siyasal biraradalığı dışlayan bir ilişki olarak ele alınmalıdır. bu çerçevede izlenen ne olursa olsun, azımsanamaz bir zamanın televizyon izleyerek tüketilmesi ve bu izlencenin üniversite öğrencileri ve entelektüel çevreler arasında giderek bir alışkanlık ve kültüre dönüşmesi önemli bir sorundur.

    gelelim programların ve yayın çizgisinin içeriğine. cnbc-e'nin dizileri, izleyicileri tarafından "militanca" savunuluyor, "eleştirel", "muhalif" olduğu zorlamalarla kanıtlanmaya çalışılan bu dizileri izlemenin meşru olduğu ifade ediliyor. çoğunluğu amerikan yapımı bu diziler, yer yer eleştirel öğeler taşıyor olsalar da, bu dizilerin savunulması anlamsız gözüküyor. eleştirel öğelerin bir kısmı birer pazarlama unsuru olarak dizilere yerleştiriliyor. bir kısmı samimi olarak nitelendirilebilirse de, amerikan dizilerinin ve genel olarak emperyalist ülkelerde üretilen muhalefetin ve eleştirelliğin fazlasıyla "içeriden" üretildiği ve eleştirilerin de içeriden dillendirildiği ifade edilebilir. kapitalizm ve amerikan yaşam tarzı reddedilmiyor ancak bu yaşam tarzının ve kapitalist toplumsal ilişkilerin bazı sorunları olduğu vurgulanıyor. bu çiğ ve yetersiz eleştiri, açıkça söyleyelim sol ve sola ait değildir, olmamalıdır.

    diğer taraftan amerikan yaşam tarzı ile burjuvaziye ve daha çok orta sınıflara ait sınıfsal alışkanlıklar ve refleksler, bu kof eleştirellik arkasına gizlenerek sunuluyor izleyiciye. ally mcbeal, scrubs, coupling gibi diziler bu kategoride değerlendirileblir. x files'ın ise tgrt'den alınması sanırız tesadüf değil. gericiliğin, mistisizmin ve doğa dışı olayların savunusunun yapıldığı bu diziye bir de derin devlet ilişkilerinin eklenmesi, kafaları iyice karıştırmaya yarıyor. buffy ve angel da aynı işlevleri görüyor. "24" ise, 11 eylül'ün ardından, abd emperyalizminin halklara yaşattığı kabusun, demokrat siyasetin gözlerinden gerekçelendirildiği, cıa ve güvenlik ajanlarının "kahraman" olarak sunulduğu, emperyalist ideolojinin açıkça savunulduğu bir dizi olarak dikkat çekiyor. bu dizi, amerikan emperyalizminin güvenlik açığı suçlamalarına verdiği bir yanıt olarak da okunabilir. diğer polis ve hukuk dizileri ise, abd adalet ve güvenlik sistemine övgüler düzüyor.

    cnbc-e'nin film profili ise ayrı bir tartışma konusu. "gel ve gör"ün ardından "güneş yanığı"nın yayınlanması; fellini, tarkovski ve bergman filmlerinin yanında ticari filmlerin de izleyiciye pazarlanması da bilinçli bir politika olarak değerlendirilmeli.

    aydın ve aydın adayı bir kitlenin aklına ve aydınlığına saldıran bu kanal ve yayınları konusunda net olmak gerekiyor. tüm yoldaşlarımız, dostlarımız ve arkadaşlarımızı bu konuda duyarlı ve bilinçli olmaya çağırarak, tepki koymalaraını ve aptal kutusu, öldüren eğlence televizyondan uzak durmalarını sağlamak, komünistlerin ve doğruda duran bütün aydınlarımızın önemli bir görevi olarak karşımızda duruyor."
    2. beyinləri müstəmləkələşdirilmiş nəsillərin yetişmemesi üçün qatıldığım mülahizə. xarici diziler insanlara həyat tərzi pompalarlar və izleyen kişilərdə onlar kimi oma istəyi uyandırıırlar. bu insanın şüuraltına yerləşər. bunun kommunizmlə əlaqəsi olduğunu düşünmürəm.
    3. cnbc-e kanalının günün çox hissəsi iqtisadiyyat haqda analizlər verdiyini görməyib ancaq dərsdən gəlib seriallı axşam vaxtına düşən yeniyetmənin sözü.
    5. sonra deyirler allaha niye inanmırsınız?bu cür tipleri,bu kafanı gördükten sonra insan allahın bele bir şey yaradacağına,ümumiyyetle mövcudluğuna nece inansın?ne yeyib ne içirler bunlar bu güne düşürler?
    6. axırda internetdə, internetə yox şüarlarını da görə bilmə ehtimalını düşündürən hadisə.
    insanlar, xüsusilə bəlli idealogiyaya sahib insanlar bekarçılıqdan hər şeyə mız qoymağa çalışır deyəsən.
    7. itəcəksə vaxtım cnbc e ilə itsin,flash tv ilə deyil.


sən də yaz!