sevgili xanım milenaya


facebook twitter əjdaha lazımdı   googllalink

    1. Milena jesenska 1896 ci ilde, pragada aristokrat ailesinde dunyaya goz acmisdir. doqulduqu elit tebeqede olan diger insanlardan cox ferqlenirdi Milena, azadliqi su kimi seven, mubarizeden cekinmeyen biriydi milena. Ailesi, cevre ve insanlar terefinden aristokrat yasamin butun mecburiyetlerinden imtina etdiyinden ailesi ve etrafindakilar ile ters dusmusdur munasibetleri. 24 yasinda, yehudi ernst polak la tanismis ve aile heyati qurmaq istemisdir, lakin guc sahibi atasi buna izin vermeyib, qizini psixoloji merkeze yatirmis, uzun sureli rehabilatasyon altina almisdir. burada 1 il qalib cixdiqdan sonra, sevgili xanim milena atasi ile munasibetlerin kesib, tercume ve s. islerle mesqul olmaqa baslamisdir. bu esnada dovrunun kesf edilmeyen yazarlarindan franz kafka nin eserleri ile tanis olub ve onun eserlerini alman dilinden cex diline cevirmeye baslamisdir. kitablarin oxuduqca, milenanin kafkaya sevgisi yaranmaqa ve getdikce derinlesmeye baslamisdir. kitablarina tecessum edIRDI KAFKANIN INCE RUHU, buda milenaya ona mektub yazmaqa curetlendirmisdi.

    --spoiler--

    Sevgili bayan milena’ya,
    size önce Prag’dan, ardından da meran’dan yazdığım kısacık mektuplarıma kesinlikle cevap beklemiyordum. Umduğum gibi karşılık yazmadınız da sevinmem gerek. Sessiz kaldığımız her gün iyi olduğumuzun işaretidir. bu yüzden sevinmem gerek ki, iyi olduğunuzu bildiğim için…

    Yarım kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz. Masalar, sandalyeler, geçtiğimiz yer, hatta elbiseniz bile gözümün önünde. Yüzünüzün, ayrıntılarını çıkaramıyorum. Kötü bir yarım düş olsa gerek bu. Çok ilginç, hem de çok…

    --spoiler--
    kafka ile suren uzun mektublasmalar, milenanin imicine pis tesir etmisdi. evli qadinin basqa evli kisiyle mektublasmasi, o dovurdede doqru addim kimi qebul edilmemisdir.Kafka bunu oz mektublarinda ustaliqla dile getirib sikayetci olmsudur.


    --spoiler--

    Bizlerin bugünkü evliliklerimizin tümünün veya hiç olmazsa çok büyük bir kısmının mutsuz olduklarının iddia edilmelerinin nedeni nedir ki? Sual günceldir ve ciddi kaynaklara göre, koca bir edebiyat bu konu etrafında odaklanmıştır, ciddi olmayan kaynaklara göre de, konu five o’clock tea’lerin dedikodularının merkezini oluşturmaktadır. Konu, her yüzü ile modern gevezeliklerin olduğu kadar felsefe denemelerinin de ilgi odağıdır, biz gazeteciler ise güncel olan bu konu ile ilgilenen ne ilk ne de son kişi olacağız. Vurgulamak isterim ki, bu konu beni gerçekten hep şaşırtır. Bu durum, evliliklerin mutsuzluklarının nedenini bilmediğimizden kaynaklanmış değildir. Benim, esas olarak, kendime hep sormakta olduğum soru, evliliklerin neden mutlu olmalarının gerekliliğidir.
    iki kişi, birlikte yaşamaları için evlenirler. Evet… Bu husus kocaman, olağanüstü bir şeydir; ancak, neden buna mutluluğun da ilave olması beklenir? Ama neden insanlar gerçeği süslerden arındırılmış olarak görmek istemezler? Neden yaldızlanmış yalanlar ararlar? Neden ne kendilerinin, ne dünyanın, ne doğanın, ne göğün, ne yazgısının ne de yaşamın kendilerine veremeyeceği ve kendilerinin de beklememelerinin gerektiği, gerekeceği bir şeye bağlanırlar? Neden gerçeğe, dünyaya ait bir anlaşmaya, mutluluk gibi bir romantik fantezileri de eklemeye çalışırlar? Neden karşısındakinden, senin veremeyeceğin şeyi vermesi istenir? Neden, ortak yaşam gibi öylesine büyük, öylesine ciddi, öylesine derin bir olaya “mutluluk vermek” gibi zorlamalar da yapılır?

    Şayet bizler, evlenmeden önce düşünmeye vakit bulamadığımız bazı konuları hesaplayabilirsek… Mesela, ortak yaşamın tek yaşamdan kolay değil de, daha güç olduğunu… Kolaylıkların tümü yalnız yaşayanlara verilmektedir… Nispi bir sorumluluk, özgürlük, aklımıza estiğinde Avustralya’ya gidebilmek gibi başınıza buyruk olma… Bağlandıktan sonra, size verilmeyen her şeyden vazgeçmeniz gerektiği için de, evlilik çok zordur. Ve işte bu nokta, bugünkü evliliklerin özellikle üstüne çarpıp parçalandıkları temel nedendir: insanlar, yetinmek zorunda kalacakları ile vazgeçmeleri gerekecek olanlar arasında doğru-dürüst seçim yapmadan yahut başka bir deyimle, vazgeçecekleri hakkında tam bir karar varmadan evlenirler.

    Karşındakini tanımak kadar güç bir şey yoktur. Birisini ilk kez olarak, yarım saatlik bir konuşma sonunda tanıyabilmenize karşılık, aynı kişiyi ikinci kez olarak ancak on yıllık bir beraber yaşamdan sonra tanıyabileceğinizi söylersem, abartmış olmayacağımı zannediyorum. Aynı şekilde, evlenmelerinden önce iki kişinin birbirleri hakkında ve her birinin kiminle evlenmekte olduğuna dair bir fikir sahibi olmalarına olanak olmadığı kanaatindeyim. Keza karşılarında bulunan bir kimsenin tüm hareketleri, fikirleri, coşkuları ve inançları ve de şüphe ve katiyetlerini bilseler dahi, daha henüz çoraplarını, uykulu gözlerini, sabahları dişlerini fırçalamalarını veya gargara yapmalarını, bir garsona bahşiş bırakma tarzlarını bilmemekteler.

    --spoiler--
    heqiqeten kafkanin mektublarindan durr damlayirdi, lelü-cevahir axirdi. her misrada her setirde, gunumuzu ozetleyen menalar xosbextliyi yarimciq qoyduran manelerden danisirdi kafka.Milena ile munasibetleri daha da derinlesdi, milenada kafkanin tebietinde olmayan bir seyler var idi, kafka bunu mektublarindada dile getirmisdir.


    Kafka uzun suren xestelikden sonra dunyasin deyisdi. kafkadan sonra milena ucun cetin oldu, ozunu siyasi aktivist olaraq xalqa hesr etdi. gizli servis etdikleri qezet, siyasi durusu sayesinde almanlarin qara siyahisinda idi. sevgili xanim milena 1944 ilde, alman kampinda soyuqa acliqa dayana bilmeyib rehmete getmisdir.

    sonralar kafkanin milenaya, sevgili xanim milena ile baslayan mektublari, kitab halina salinmisdir. adi mektublardaki edebi dil, gelecekde bu mektublarin kitab halina salinmasini aqlina bele getirmeyen kafkanin, ne qeder ince ruhlu olduqunu gosterir
    2. Sozlukde mesaj yazanda chixan yazi
    3. Sözün əsl mənasında lap çox sevdiyim əsər olan, oxuyanda təkliyin dibinə vurmuş bir adamı görərək qəribə hisslər keçirdiyim Kafkanın "milenaya məktublar"ından olan həmin o cümlə. Qeydiyatdan keçdikdən sonra sırf bu cümlənə görə vuruldum sənə, sözlükcan
    4. Sözlükdə görməyi ən çox sevdiyim cümlələrdən biri.


    Günün birinde bu işten yargılanmak gerekirse, çok neden aramaya kalkışmadan; uykusuzluğu onun yüzündendi diyecekler, suçlandıracaklar beni haklı olarak. Yapmayın derken, kendimi düşünüyorum, kendim için yalvarmış oluyorum.


    Sevinçliyim, geceleri bana uğramayan uykunun yolunu öğrendim artık. Uykusuzluğa karşı koymak budalalık... Yeryüzünde en suçsuz nesne uyku, oysa en suçlu varlık insan!


sən də yaz!