kinyas ve kayra


facebook twitter əjdaha lazımdı   googllalink

    1. türk yazarı hakan gündayın ilk romanı. anlatmasına çətinlik çəkdiyim, 2 ay əvvəl bitirdiyim birinə veribdə darıxdığım, 2 dəfə oxunulması gərəkən kitab.
    2. qurtuluşu gözləmək faydasız. gəlməz çünki. kontingent dolmuş. biz daha çox pisliyin sərhədlərini zorlayırıq. nə qədər iyrənc ola biləcəyimizi araşdırırıq. kinyas ve kayra
    (bax: hakan günday)
    4.
    --sitat--

    benim adım kinyas. gün ağrıyor. başım ağrıyor. ismimi kendime ben verdim. bitmeyen bir öfke ve bitmeyen bir mutsuzluğun ifadesi. bütün insanlara kızgınım. yaşadıkları için. hayattan midem bulanıyor... ateşle oynarım. yeterince benzin ve karşımda oturan adamın ceketinin iç cebindeki çakmakla dünyayı yakabilirim. benim adım neron. geceleri, çaldığım arabalarla gezerim. tokyo'da doğdum. iki zenciye üç gram kokain karşılığında bileklerimi kestirttim. sabah uyandığımda okyanus beni yıkadı. benim adım steve mcqueen. bütün bildiklerimi kusarak hayatta kalıyorum. david bowie'yi rüyamda gördüm. sabah bir gözüm yoktu. şiir yazdım. tam üç tane. birini rendeleyip makarna sosuna kattım. diğerini yakıp küllerini kum saatine koydum. biraz zaman kazandım böylece. sonuncusunu ise şimdi yazdım. işte geliyor:

    sözlerimin sonunu duymadığın zaman.
    cümlelerimin sonunu duymadığın zaman.
    değiştiriyorum son kelimelerimi.
    değiştiriyorum sonunu.

    kendimi ölümsüz olarak görüyorum. mekan ve zamandan kopalı yıllar oluyor. bir kıza aşık olmuştum. onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. bir sabah, treni kaçırdım. aşık olmaktan vazgeçtim. kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. benim adım kaygusuz abdal. tanrı'dan vazgeçtim. ölmekten vazgeçtim, çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. ölmek istemiyorum, çünkü tanrı'yı da öldürürüm diye korkuyorum. ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz... platon'un mağara istiaresi'ne karşılık, ben de kuyu istiaresi'ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişe bilmek için yaptıklarını anlattım. ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım. ve sordum, tanrı'nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu. eskiden poker oynardım. şimdi de, tanrnın aşağıda, kuyunun dibinde olduğuna oynuyorum. hayatım masada, birkaç kırmızı oyun fişiyle.
    az yedim, çok içtim. hâlâ içiyorum, içki ayırmadım. alkolü kendime yakıştırdım. her türlü uyuşturucudan tattım. bağımlılıktan nefret ettim. gitmemi, terk etmemi engeller diye. ne bir maddeye, ne de bir insana bağlandım. sırf bunu kendime kanıtlamak için eroin kullandım, âşık oldum, ikisini de arkama bakmadan bırakıp gittim. geçmişe tükürüp geleceği çiğnedim. bugünü ise uyuyarak geçirdim. benim adım houdini. dünyayı bir oyuncağa çevirdim. ayak basmadığım yer kalmadı. kalan varsa, onları da amuda kalkar geçerim! duvarlara, bedenime resimler çizdim. bir gün öyle gürledim ki önümde duran şarap kadehi çatladı. benim adım hitler. kendi ordumu kurmak için bir sürü kadına tohumlarımı bıraktım... şimdiyse ağlıyorum. hepimiz için. çünkü hiçbiri işe yaramadı...
    kendimi defalarca buldum, defalarca kaybettim. gerçek adımı hatırlamıyorum. kimliğimi bir çocuğa sattım. çirkinleşmek için çok uğraştım. isteyene ruhumu kiraladım. vücudumdaki dikiş sayısını artık bilmiyorum. hayatımı diktiler. oysa yırtmak için çok uğraşmıştım... bir psikiyatra tecavüz ettim, isminin ve ünvanının üzerinde yazdığı, masasındaki mermer parçasıyla. hapse girdim. çıktım. hayat bitmedi. piyano çaldım. sattım. benim adım deacn moriarty. 140'ı geçince direksiyonun üzerine yattım. bagajına ceset sığdırabileceğim arabayı seçtim. nargileyle sevişenleri seyrettim. beş bin film seyrettim. her şeyin farkına vardım. farkına varılacak bir şey kalmayınca da "sıradaki hayat gelsin!" dedim. ne gelen var, ne de giden. sadece kinyas ve ben... kendimi tanıyamadım. zamanım olmadı. binlerce dilim pizza yedim. pepperonni ve siyah zeytinli. benim adım miss piggy. bütün hayatım boyunca kaçtım. önüme okyanus çıktı. daha ileri gidemedim. için de boğulmak istedim. gözlerimi sahilde açtım...
    uyumadım. pişman olmadım. kendimden bile. ben gerçektim. dünyanın en gerçek adamı! bana ait bir gezegen bulana kadar insanlara ve kendime zarar vermeye devam edeceğim... biliyorum, beni linç edecekler. beni bütün dünya öldürecek. en derinde benim cesedim olacak ancak bedenimi toprak bile kusacak... aranızdayım her gece. dolaşıyorum sokaklarda, sol elimde şam'dan taşıyıp geldiğim yakutlu hançerimle...
    gittim, caz dinledim. duke ellington'ın plağıyla kendilerini kesen kadınları gördüm... benim adım yok. çünkü ben yokum. delirdim. yetmedi. delirttim. iğrendirdim. dünya bendim. acıyı inceledim üniversitelerde. üç ayrı okulda, üç yıl. sonra acıttım akademik kariyerleri ve tabii ki kendiminkini. ne çalışmak, ne de bir işe yaramak. hiçbirine inanmadım. tespihle adam boğdum. ben doğdum ! oysa güneş batıdaydı. ben geceye geldim. aya misafir oldum... bunları söylüyorum çünkü anlatılacak başka bir hikayem yok. zaten yazma işlerinde de hiç başarılı olamadım. ben daha çok, fırça ve boyalarla ilgilenendim. ve dünyaya bırakabileceğim bir miras yok. bütün değerleri iyi bir pizzanın üstüne içtim...

    --sitat--

    səhifə 22-24
    6. bir sabah kalkdim ve okula gittim.okulun kapisindan girmekdense okulun qarshisindaki kaldirima gecdim ve o kaldirimda bir kirtasiyeye girdim ve o kirtasiyede alti ortali bir defter satin aldim.ve bir de kalem,kirtasiyeden cikdim,yandaki kirahathaneye girdim ve ilk cumleyi kurdum:'asansor 4cu katta durdu' diye.her shey asansorun durmasiyla bashladi.
    burada hakan gunday ilk romaninin yazilmasini izah edir.siyahida oxunulasi bashqa kitablar olmasa 2ci defe oxuyacagim bir roman.oxumaga tekani da yuxaridaki soundcloud linki vermishdi.bir sheyi de qeyd edim ki kinyasin dilinden seslenecek olan o sozleri burcu erbashin seslendirmesi kitabi oxumazdan evvel kinyasi qiz hesab etdiyime sebeb olmushdu.
    7. rejissor olsaydim filmini cekeceyim roman olardi.amma yene hakan demish film eserin yaninda alti ayliq bebeler kimi qalardi.
    8. babat tvitdərin atıldığı, statusların yazıldığı əsər.

    Kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? “Kurtuluş” dedim “Ankara’da bir mahalle.” fazlası değil. Belki bir de Bob Marley’in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok. Kurtulmaya gelmiyoruz bu dünyaya, daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar.


sən də yaz!