geriyə qayıtmayan binamus


576   0   0   0
geriyə qayıtmayan binamus 1. nəsil əcdad yazar
reytinq xalı: 921
karma xalı:-153
entry sayı:576
izləyənlər:8
sifariş sayı:0

son yazdıqları| | əl əməyi göz nuru| favori seçdikləri| favori seçilənləri| bütün entryleri| saxlanılanlar| lövhə/blog
i`ll back.

türkmən Türkiyәdә özlәrinә әdәbsizliklәrinә görә pis ad qazanmış xalq. hәtta qeydiyata getdiyim gün "türkmen misin sen? öyleyse özür dilerim, size kayıt yapmıyoruz, kesin emir var" demişdilәr. Deyilәnә görә Türkiyәyә gedib, universitetlәrә qeyd olunub, kurort şәhәrlәrdә işlәmәyә gedirlәr vә boş yerә kontenjan doldurub, başqalarının oxumasına әngәl olurlar. bununla yanaşı oğurluqda da babat ad çıxarıblar.
oda teatrı bu gün gördüyüm fotosessiya ilә marağımı çәkmiş teatr. fotosessiyada bir qız yarı çılpaq şәkildә şәkillәr çәkdirib. düzdü oda teatrı üçün çox gözәl reklam olacaq, hәtta yәqin ki, xәbәr portallarına, tv kanallara da düşәcәk amma o qızdakı da nә cәsarәt imiş qardaş. düzdür öz hәyatıdı necә istәyir elә etsin dә, şortiki belә qәbul edә bilmәyәn xalq üçün bir az ağır olacaq deyә düşünürәm. düzdü nә vaxtsa olacaqdı, ilk addımlardan birini atdı amma başını ağrıdacaq boş yerә. nә bilim, bilmirәm mәqsәd nәdir, nә mәnası var amma ediblәr. bir әsas sual da bir teatrın reklamı niyә çılpaq qadındı? hәm dә bu qadın, qız ya da hәr nә isә fotomodel filan olsa deyәrәm işini görür, reklamını edir vә pul qazanır amma normal bir qız edәndә insan bir az şok olur tәbii.
fikrim o qәdәr qarışdı ki, yazmasam olmayacaqdı. uğurlar olsun, bizә sadәcә can sağlığı dilәmәk qalır. bir dә "dikdurqızçoxsözatacaqlarsәnә".

(bax: cәsarәt)
(bax: toplumun hazır olmadığı şeylәr)
(bax: toplumun qәbul edә bilmәdiyi şeylәr)
(bax: qız da gözәlmiş)
hala koynumda resmin ahmet telli - nin ən sevdiyim şeirlərindən, hətta ən sevdiyim şeiri.

Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hâlâ koynumda resmin

Dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
Hâlâ koynumda resmin

Gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
Hâlâ koynumda resmin

Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
Hâlâ koynumda resmin

Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin.
tomris uyar için bir şiir kurma çalışması Turgut uyar yaradıcılığından əla bir şeir.

seni sonsuz biçiminde buldum o biçimi almıştın
sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın

yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi

yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın

perdeler uzundu, rüzgar kısa, masalar üç bacaklı
masalar dört bacaklı, rüzgarlar uzun, perdeleri kısalttın

sen bir atmacanın en uzun çığlığısın her tür gökte
göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın

yıkılan bir kedi bir süre olarak doldurur sesini
seversin bir kanaryanın sesinden çok kendisini

denizi ve ormanı, açlığı ve başkaldırmayı ayırmadın
bırakılmış bir köşebaşının en güzel tanımıdır adın

seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun

gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle.
çokluk senindir Turgut Uyar


özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir
özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir
suya giden bir adam mesela omuzunu eğri tutsa
güneş su ve adamın omzundaki eğrilik senindir
ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın
kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir
kararan dünya, yeni bir güle bir ateş parçasıdır
bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir
bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın
ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir
benim sevdiğim su senin suyunun öz kardeşidir
senin soyunun bıraktığı güçler artık senindir
çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi
her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir
senindir ey sonsuzveren ne varsa hayat gibi
tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir
ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın
aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir.
ölmek Olmak ya da
olmamak işte bütün mesele!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine karşı, dur yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşününki uyumakla yalnız bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırları insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü o ölüm uykularında sıyrıldığımız zaman yaşamak
kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan,
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş, yüzsüzlüğün bu kadar çabuk
yürümesine.
Kötülere kul olmasına iyi insanın bir bıçak saplayıp göğsüne
kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak,
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,
Ölümden sonraki şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya ürkütmese bu kadar
yüreğini?
Kim dayanabilir.
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa, çektiklerine razı etmese
insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi,
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor, yürekten gelenin doğal rengini,
Ve nice büyük atılışlar, yollarını değiştirip bu yüzden, bir iş bir eylem
olma gücünü yitiriyorlar.




William Shakespeare
pub marley bakının әn gözәl publarından biridir özlәri. gәrәk musiqilәri olsun, gәrәk dekorasiyası ilә digәr kafelәr arasında hәlә ki, zәnnimcә birinciliyi yaxalamış pubdur. yәni 1.5 azn - ә natakhtari alıb, pulsuz playstation oynuya bilәrsiz. gedilmiş, qiymәtlәndirilmiş, mәslәhәt görülәn bir pubdır.
kadere ve gönlüme dair Turgut Uyar

işte ben hep böyle bildiğin gibi:
Kaderi öpüp başıma komuşum,
Gülüşüm, oturuşum, konuşuşum,
Belli efendim, besbelli
Yaşamaktan soğumuşum.
Yaz yağmurları misali yıllarca
Yağmış durmuşum kendi içime.
Zaten dünya öyle dünya ki kim kime
Herkes kendi derdine anca,
Herkesin yüreği lime lime...
Halbuki hayatı sevmem gerekirdi.
Acımayı, sevmeyi oldukça bilirim
Zamanla bir iş tutmayı da öğrendi ellerim,
Hem hayatıma bir de Havva kızı girdi,
Ama gel gör ki bu kaderim...
işte ben böyle bildiğin gibi,
N'apalım bizi bir kez mimlemiş kader
Her zaman böyle, yağmur bulutundan beter.
işte böyle hilafsız, gözümün elifi
Her zaman bir romantik portreye benzer...
Ben zaten bu dünyada tek başınayım, hey...
Bir sevdalı gönül bütün varım
Eğer o da olmasa ne yaparım,
Kimbilir hey
Ne yaparım...
yağdıkça Bir Yılmaz Erdoğan klassiki.

Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı istanbul
Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım
Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü
yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk
sipariş edildi yeniden
Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım
Kim daha çok yalan söndürdü çay
bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım
Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben...
Yağmur...
Ağladım..
üçüncü şahsın şiiri gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
Attila iLHAN
bilmez miyim hiç Bilmez Miyim Hiç...
Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
Yol kenarında bir kapı, tahta
Peki, kim yitirmiş evini, ya da
Hangi yitikle yok olmuş o yapı
Kimbilir
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
Bir taşın üstüne oturuyorum
Ben oturur oturmaz
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar
taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
Ve işin tuhafı bense
Alışıyorum gittikçe
Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
Ve bu yüzden mi bilmem
Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum
Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden
Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
Dağılıp gitmişler herbiri bir yana
Kuşlar gibi, onlar da
Benimse ne gidecegim bir yer
Ne de özlediğim bir şey var
Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük
Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.
Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki
Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki
Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum
Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha
Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
Yani tam böyle birşeye benziyor zaman
Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan
Çıkageliyor sonra, saat on iki.
Anlıyorum
Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
Yalnızca bunun için uzun
Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
Örneğin
Bir sevgiyi yontup onarmak için
Döğüşmek de sevgidir
Ve benim bildiğim kadarıyla
Her şeydir bir insan, her şeydir
Yalandır kısalığı yaşamın
Ve özellikle insan dediğimiz şey
inançli bir insan soyunun parçasıysa.
Sonunda başbasa kalıyoruz gene
Başbaşa kalıyoruz doğayla ben
işte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
On temmuz cumartesi
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru
seviyorum.

edip cansever.
beş dakika bekle git Atilla ilhan yaradıcılığından.

Sen istinyede bekle, ben burdayım.
içimde köpek gibi havlayan yalnızlığım,
Çünkü ben buradayım karanlıktayım.
Belki gelmem, gelemem beş dakika bekle, git.
Çünkü elimi kestim, beni kan tutuyor.
Şarabım bütün ekşi, suyum soğuk.
Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum.
Belki gelmem, gelemem beş dakika bekle, git.
Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin?
Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç?
Karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu?
Ben senin olmadığını arıyorum.
Belki gelmem, gelemem beş dakika bekle, git.
Belki gelmem, gelemem beş dakika bekle, git.
Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor,
sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum.
Belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle, git.
Belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle, öyle git.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20