enis baturdan seçmələr



əjdaha lazımdı   izlə   lələ   mən   googllalink

    1. enis baturun ucsuz-bucaqsız biblioqrafiyasından seçdiyim, kontekstindən çıxartsam da, öz-özünə ayaq üstə qala bilən tikələr.
    ----
    Yorum (Dalgınlık kursları, 2014, səh. 69)

    Picasso, Grünewald'ın başyapıtı issenheim retable'ından hareketle onüç desen gerçekleştirmişti: Konu oraya geldiğinde, Brassai'a, "O tabloyu çok severim ve onu yorumlamak istiyordum. Ama, desene girişir girişmez ortaya bambaşka şeyler çıkıyordu," der -- bana öyle geliyor ki, elbet farkına varmaksızın Hermeneutics'in en doğru tanımını yapmış ressam: Yorumlamak, bambaşla şeylerin çıkmasını sağlamaktır.
    Dolayısıyla, kuşatılan her neyse, ona yaklaşma denemesi değildir yalnızca, yorumlamak: ters yönde, bir o kadar, kuşatılan her neyse, ondan yola çıkmaktır da -- yola çıkmaya görün: Uzaklaşacaksınız.
    ----
    2. körseyir (dalgınlık kursları, 2014, səh. 110)

    FT, bir sinema oburu. Paris günlerinde, haftada ortalama üç filim izliyor, bazılarını sonra anlatıyor bana. Zamanla, bu deneyim, bu deneyim biçimi ilginç bir nitelik kazandı gözümde: Görmediğiniz bir filim size anlatılıyorsa, tıpkı körler gibi, zihninizin duvarlarından birini ekran olarak kullanıyor, görüntüleri orada canlandırmaya çalışarak akışı, bölük pörçük de olsa, düzenlemeye girişiyorsunuz.

    bu deneyimde, anlatıcının "stili"i önemli. FT, kaçınılmaz, ressamca aktarıyor ayrıntıları; farkına belki de varmaksızın, ışık değerleri ve renk nitelemeleriyle süslüyor anlatımını; dolayısıyla, düz bir konu aktarımı değil onun anlatırken yaptığı, filmin estetik diline ilişkin veriler de sağlıyor dinleyicisine.

    bakıyorum da, pekala böyle de izlenebiliyor filim, diyorum; o sustuktan sonra akmaya devam ediyor görüntüler.
    3. onda dokuz (dalgınlık kursları, 2014, səh. 113)

    "Yazdıklarının onda birini yazsaydın da olurdu," dedi arkadaşım. Neredeyse elli yıldır tanışırız, ekşiliklerinden arada yararlanmışımdır.
    Ona, "hangi onda birini?" diye sordum, sanırım tam anlayamadı: Onda bir, okurdan okura hem de nasıl değişebilir.
    "Bir de şöyle düşünebiliriz" diye sürdürdüm ardından. "onda bir, orda on olmadan olabilir miydi?"
    Bazı şeyleri, bazı başka şeyleri yazmadan yazamayız.
    4. ya da (dalgınlık kursları, 2014, səh. 126)

    New York, 2015 yılında üç yeni dev gökdelenine kavuşacak. Nouvel, Pontzamparc, Herzog gibi son dönemin 'artist mimar'ları elinden, dünya milyarderleri için rezidans ve büro çeşitlemeleri. Fiyatlar? Bill Ackmann, 90 milyon dolara 1400m2'lik dairesini görmeden satın almış, aylık devridaim masrafı 35 bin dolarmış. Bir tek Amerikalı milyarderler mi, Ruslar ve Çinliler de itiş kakış içinde paylaşmışlar gökdelenleri.
    Nasıl bir dünya bu? Nasıl bir dünyanın içinde ikinci bir dünyadır?
    Felsefe'nin, Şiir'in herhangi bir yeri, anlamı olabilir mi artık: Orada ve burada?
    Sanat ve edebiyyat, onun ve bunun bir parçası kesilmek için bir dolu ödün vermeye hazır olduğunu gösteriyor nicedir. Bir milyarder, New York gökdeleninden daire almanın "Picasso almak gibi bir yatırım" sayılması gerektiğini söylerken noktanı koymuş zaten.
    para, bütün değerlerin üstünde kalmakla yetinemiyor şimdi: olası bütün karşı değerleri silmeyi hedefliyor.
    New York, ya da Şanghay: Sodom ya da Gomorra.


sən də yaz!