bugün məsləhət təsadüfi
sözaltı sözlük
postlar Yoxlama mesaj

...

gecəyə bir şeir paylaş

| ədəbiyyat
26,007 | 46 | 113

əjdahalar  googlla
sözaltı etiraf - sözaltı günlük - sözaltı sözlük - türklərin sevilməyən cəhətləri - yazarların paylaşmaq istədikləri şeirlər - həyatın nə qədər cındır olduğunun anlaşıldığı anlar - güldürən hadisələr - yaran lətifələr - təkcə mənmi edirəm deyə düşünülən şeylər - öyrənildiyində təəccübləndirən məlumatlar
« / 4 »


    💛

    Yalnız deyilsən!

    Bu duyğuların müvəqqəti olduğunu və kömək mövcud olduğunu bilmək vacibdir. Dostlarınıza, ailənizə, profesionallara müraciət etməyiniz vacibdir. Sizi dinləmək və lazım olan dəstəyi təmin etmək istəyən insanlar var.

    Sözlük yazarları olaraq səni hər zaman dinləyə bilərik.

    Əgər yalnız hiss edirsənsə, qaynar xəttə zəng et:

    ☎ 860
    31. "bugün oturdum ölümü düşündüm
    kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
    dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
    ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
    bugün oturdum ölümü düşündüm
    yağmur altında ya da karanlıkta
    bir başıma kalmış gibi.
    sevgilim böylesine alımlıyken
    güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
    iyice belirmişken gökyüzünde
    onarırken, sararken hayat
    çocukların incinmiş gülüşlerini
    artık her park yeri bir apartman inşaatı
    her sokak bir otomobil nehriyse de.
    bugün oturdum ölümü düşündüm
    soğuk camlara dayayarak yüzümü
    kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
    yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
    bugün oturdum ölümü düşündüm
    örterek yüreğime kara bir tülü.
    bugün oturdum ölümü düşündüm
    kapkara bir gece penceremi dalarken
    öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
    yiğitliğin, özverinin, sevginin
    arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.
    bugün oturdum ölümü düşündüm
    bir darağacında ya da yolda yürürken

    bugün oturdum ölümü düşündüm
    yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken"


    //ahmet erhan
    32. "Gurbet ne ki yüzyılımızda
    demek de bir yabancılaşmadır
    Çünkü varolduğu her yerde insanın
    gurbet mutlaka olacaktır

    Sevda ile hasret varsa eğer
    Zulüm varsa mahpusluk varsa
    Ayrılıklar yakıyorsa içimizi
    Gurbet mutlaka olacaktır


    Solgun bir ışık altında yazılıp
    uçları yakılan mektupların
    yarısı ağıtsa yarısı türküdür
    ve gurbet mutlaka olacaktır

    Bekleyişlerle direnen ömrün
    dağlamaktaysa bağrını hicran
    ve kıskıvrak sarıyorsa keder
    gurbet mutlaka olacaktır
    Oyalı bir mendilin kanaviçesindeki
    sabrın kararttığı gül demetine
    usulca düşüyorsa bir damla gözyaşı
    gurbet mutlaka olacaktır

    Gerçi taşbaskısı kitaplar
    işportaya düştükten bu yana
    hüzünden epey uzaklaştık
    Ama gurbet yine de vardır

    Suyun serin göğsüne daldırılan
    kızgın bir demirdir gurbet
    Toplar bin yıllık duyarlıkları
    ve acıları hiç eskitmeden

    Gurbet ne ki yüzyılımızda
    demek de bir yabancılaşmadır
    Çünkü varolduğu her yerde insanın
    gurbet mutlaka olacaktır

    II.
    Hiçbir şey gideremez iç sıkıntılarını
    memleketinin şarkıları ve tütünü gibi
    ve usulcacık okşar
    karadeniz vapurunu nazım
    yanar elleri

    Zamanın bağrında kanayan
    birer zakkumdur her sürgün
    hasretin elleriyle yoğurur hüznü
    ve kanatır gurbetin
    kadim yarasını

    Dersim sürgünden de öte bir şey
    zilan bir kerbela’dır aslında
    hala anlatılır ki aşiret çocuklarına
    bir zulümdür gurbet
    zulümden de öte

    Gurbet ne ki yüzyılımızda
    demek de bir yabancılaşmadır
    Çünkü varolduğu sürece
    dünyada zulüm
    gurbet mutlaka olacaktır"


    ahmet telli - gurbet mutlaka olacaktır
    33. "Yasaklanmış bir ülkedir gözlerin,
    Geçit vermez yerleşik sevdalara.
    Yurtlandırmaz bir bakışı, gülüşü konar göçer kirpiklerinin ucundan.
    ihlali sonsuzluktur bu sınırların,
    ihlali kayboluştur bu gözlerin,
    ihlali esaret, ihlali sürgündür.
    Bundandır sana sürgünlüğüm.
    Gözlerinin önünden geçişim bundandır.
    Geçipte konuk olamayışım,
    Bundandır defalarca gölgen kadar yakınlaşıp da, yüreğinin kıyısında seyredişim.
    Elimi sonsuz kere uzatıp gizliden,
    bin kırıkla çekişim bundandır.
    Bundandır dokunmaya bir adım kala eşkiya misali kaçaklığım.
    Hiçbir şeyle tarif edemeyişim gözlerini,
    Derinliğinin ve gizliliğinin sırına eremeyişim,
    Kelimelere sığdıramayışım bundandır.
    Mahkum edildim sürgünlüğe,
    isyanım sana değil zamansız gidişinedir.
    isyanım yüzüne el süremeyişimdendir,
    isyanım yüreğine dokunamayışımdandır,
    Gözlerinin içinden öpemediğimdendir isyanım.
    Sürgün edildim sana,
    Günler, geceler ve yıllar boyunca.
    Ve sürgün olacağım,
    Sürgün olacağım gözlerine..."
    34. Özüm ara bir şeir cızma-qara edirəm. Və bunu paylaşmaq üçün gecəni gözləməyə gərək duymadım)

    "Qaranlığın verdiyi rahatlıqlar
    Ölümü hələ də dadmayan varlıqlar
    Və ruhun torpaq kimi qoxusundan, həzz alırlar,
    Günahkarlar.
    Nə yeriniz var, nə yurdunuz
    Az gedib tez yoruldunuz
    Fırlanan bir kürə tapıb adına yer dediniz,
    Yerlə bir oldunuz."
    35. Bu gün həyatımdan çox əvvəl bir anda sildiyim biri qarşıma çıxıb " çox dəyişmisən, bu sən deyildin. Həyatında nə baş verib" deyəndə bu şeir yadıma düşdü:

    Keder sana yakışmıyor

    (youtube: )

    Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli,
    Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
    Hüzün rengi almış saçlarının her teli
    Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
    Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
    Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli

    Böyle mahzun kederli değildin eskiden
    Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
    Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
    Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
    Baygın kokusuna anılarla beraber giden
    Böyle mahzun kederli değildin eskiden

    Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
    Ağlamaktan mı karadı gözlerin
    Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
    Şimdi neden yaşardı gözlerin
    Hasta mısın, yorgun musun nen var
    Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

    Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
    Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
    Taptaze, ılık kar gibi beyaz
    Keder sana yakışmıyor gül biraz
    Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.

    Şair: Victor Hugo
    Yorum: Ahmet Faruk Nalbantoğlu
    36. Şu seven yüreğimi bile birine veremezken
    aklımı kanıtlamışım neye yarar?
    Ahh akıp gidiyor hayat
    insanı gelişen, değişen bilim baki kılmaz,
    sevmek hiç bir zaman başka olmaz
    Duygular hep aynı, hissler yanılmaz

    Aşktan mı uyayamıyorsun yoksa aşktanmı uyanıyorsun, dikkat et.
    ikisi bir-birinden çok başka, nolur bunu anla
    Sen beni bir gece uyandırdıktan sonra ben uyuyamadım yıllarca

    Raun
    37. Seni içime çektim bir nefeste
    Yüreğim tutuklu, göğsüm kafeste
    Yanacağız ikimiz de ateşte
    Bir kıvılcım yeter, hazırım bak
    Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk
    Allah'ım, Allah'ım
    Ateşlere yürüyorum
    Allah'ım acı ile
    Aşk ile büyüyorum
    Beni yor hasretinle, sevginle yor
    Sevgisizlik ayrılıktan daha zor
    Dilediğin kadar acıt canımı
    Varlığın da, yokluğun da yetmiyor
    Varlığın da, yokluğun da yetmiyor
    38. Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
    Benim annem güzel anem beni koyver
    Sağ yanımda bir sızı var, sol yanımda yandım aman altıpatlar
    Bu dert beni verem eder

    Eğri büğrü bakar oldum boyunbağı takar oldum şaşkın oldum
    sakar oldum
    ikide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
    Şunca yıl karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum
    Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider

    Dama çıktım damdan düştüm kılıç kestim esrar içtim
    Şahin oldum keloğlanın külahını kaptım kaçtım
    Yâre ağlar güler uçtum yarı yolda yorgun düştüm
    Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana deyver

    Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
    Aman annem güzel anem beni koyver
    Sağ yanımda bir sızı var, sol yanımda dağlar duman altıpatlar
    Bu dert beni adam eder.


    Ataol behramoğlu
« / 4 »



üzv ol
Modalı bağla





...