bugün məsləhət təsadüfi
sözaltı sözlük
Yoxlama mesaj

yenilə | gündəm

12345»

sabitlənən
son baş verənlər219sözaltı jurnal244sözaltı intellekt17sözaltı yeniliklər9sözaltı divan117sözaltı sifarişsözaltı xəbərsözaltı futbol106laboratoriyaxəta · təklif bildir
populyar
sözaltı meme 14 insanın böyüdüyünü anladığı anlar 8 we only write in english to this topic 6 deyilməsi zövq verən ingiliscə sözlər 3 sözaltı wiki 3
son
sözaltı jurnal 28 punk rock   coriolis effect ★ dammit   deyilməsi zövq verən ingiliscə sözlər 3 sözaltı futbol 34 john frusciante   yazarların hazırda harada olub nə etdikləri   the winner takes it all   sözaltı intellekt 3 yaşlı insan görəndə kədərlənmək 2 nart dastanı   sözaltı divan 11 son baş verənlər 10 öldürməyib süründürən şeylər 2 sözaltı wiki 3 jül byanki   pactum   daktari lorenz   Jorg Buttgereit   sözaltı günlük   matteo guendouzi   sakartvelo 2 gına   sliding doors | kino   hirano maru gəmisi   ilqar sahil   Tezey gəmisi   İtki qorxusu   ağladan gerçəklər   phaedrus   sözaltı sözlük   əziz atalar, sözüm sizədir   ilk maaşla alınacaq şeylər  
arxivdən
iain banks   empyrium   rob gonsalves  
təsadüfi
sözaltı günlük 10 siqaret 11 jül byanki hirano maru gəmisi ziqfrid və roy turqud marşall high speed 1 dəmir yolu








zilif



facebook twitter əjdaha lazımdı izlə dostlar   mən   googlla
oruç aruoba - bir nəfəsə oxunan kitablar - yazarların 2021-ci ildə oxuduğu kitablar
başlıqdakı ən bəyənilən yazılar:

+14 əjdaha

1. aytuğ akdoğanın ağlayaraq oxuması sayəsində kəşf etdiyim, oruç aruobanın qızı filiz'ə yazdığı məktub.

Oruç aruoba'nın uğursuz intihar cəhdindən əvvəl yazmış olduğu bu məktubun adı qızının adının tərsdən yazılışıdır.

Məktub intiharı düşünən, dünyanın faniliyindən və insanların ikiüzlülüyündən bezmiş olan atanın kiçik qızına böyüdüyü və əlinə keçəndə burada yazılanları başa düşəcəyi yaşda olan zamanlarda onu bu dünyada heç kəs anlamazkən yalnızca qızının anlaması və içini qızına anlatması məqsədilə yazılmışdır.


--spoiler--

Sevgili Kızım,
zorlukla yazıyorum. Elim rahatsız, titriyor.
Onun için, yazım çarpık-çurpuk oluyor. Bu
küçük defteri de kendim yaptım; sayfaları keserken o da biraz eğri-büğrü oldu. Kusura bakma.

Yazdıklarımı şimdi okurken, beni iyice anlayabilecek konumda olacaksın- yıllar geçecek, büyüyeceksin.

Anımsıyorsundur: Senin için, “Benim kızım
insan olacak” demiştim. Sen, benim bu sözümü o anda beynine kazımış, ama yüzüme de hayretle bakmıştın- o hayretini anımsıyorsun, değil mi?

Sen, buluşabildiğimiz ender günlerden birinde, bana gelmiştin. Yaz başıydı; ben bahçede oturmuş rakı içiyordum; sen de-galiba mutluluktan- koşuşturup duruyordun. Sana, yarı-şakayla, “Haydi bakalım — bana erik getir” demiştim. Koşup gitmiştin: Bahçede bir erik ağacı olduğunu biliyordun. Epey sonra -hatta, biraz
daha gecikseydin, kalkıp sana bakmağa gidecektim- alı-al, moru-mor, kan-ter içinde geri gelmiştin: elinde bir külah: Manavdan, harçlığının son kuruşuna kadar vererek aldığın erikler...
Ağaçta erik yoktu; ama Baban senden erik istemişti... -Ne yapabilirdin ki...
Yapman gerektiği için yapabileceğini yapmıştın- işte seni insan yapan da bu.

Aslında yalın birşeydi bu senin için: Öyle büyük sözcükler falan gerektirmeyecek, hatta, hiçbirşey söylemeyi gerektirmeyecek kadar yalın birşey:
-Baban senden erik istemişti- o kadar...

Bu dünya pek fazla şey vermedi bana- hoş,
ben de ona pek birşey vermedim ya...
Ama başlangıçta öyle değildi. Gençliğimde ben de coşkuyla, tutkuyla atılmıştım hayata;
Annen’i sevmiş, işimde de başanlı olmak istemiştim. Sonra, biliyorsun, işimi de Annen’i de kaybettim- herşeyimi... -Peki nasıl oldu da bu hâle düştüm...

‘Coşku’, ‘tutku’ dedim; bu duygularla, şunu isteyerek giriştim hayata: Tanınmak.
insanların, hele, yakınlarımın, beni tanıması,
yaptıklarımı görmeleri, ne yaptığımı anlamaları.
-Bak, sevmesi, saymaları demiyorum; amacım
da, birçoklarının yaptığı gibi, kendisini şöyle-şöyle göstermek, şu-şu gibi görünmek, haketmediği bir sevgi bulmak, layık olmadığı bir saygı görmek, değildi. Beni ben olarak tanısınlar, bilsinler istiyordum. Gençtim, dopdoluydum; büyük işlere girişmek, gücümü sınamak, başarıya ulaşmak istiyordum. Bunları yaparken de, nasıl bir kişi olduğum ortaya çıksın, gözüksün istiyordum- işte, etrafımdakiler de bu kişiyi, bu “ben”i görsünler, kişiliğimi anlasınlar istedim. Sahici olmak; sahiden anlaşılmak, tanınmaktı, istediğim.

Ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler, beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular.
Bak, sakın sen de yanlış anlama: Sızlanıyor
değilim, hiçbirşeyden yakınmıyorum. Davacı değilim dünyadan. Bunları yalnız senin için; şimdi, sana, yazıyorum, başka kimseye söyleyecek sözüm yok.

işte, hep buydu olan: Annen beni gerçekten
sevdi, biliyorum; ama neydi bu ‘sevgi’- onun
yalnızca daha önceden edinmiş olduğu bakış biçimlerine verdiği addı. Beni, hep, ya yanlış anladı, ya da hiç anlamadı. Beni hiçbirzaman sahiden ben olarak göremedi ki- o zaman kimdi Annen’in ‘sevdiği’?... Bende ben olmayan birini -hatta birşeyleri- 'sevdi’; sonra, beklediklerini bulamadıkça, duyguları -o sevgi’si- nefrete dönüşmeğe başladığı zaman da, ne yazık ki, gene, ben değildim nefret ettiği kişi... Beni tanıyarak,
bilerek, görerek; sahiden ben olan benden nefret etseydi, inan, sevinirdim buna.
Öyle olmadı..

Toplum da öyle: Benden hep önceden konmuş
kalıpların içine girmemi istediler. Benden, ben olarak, belirli bir görevi üstlenmemi isteselerdi, sorun olmazdı- benim istediğim de zaten buydu. Ama, benim o görevin kendisi durumuna girmemi istediler. Benim bambaşka bir kişi olmamı bile değil; sanki kişiliksiz birşey olmamı-
Sanki cansız, düşüncesiz birşey, bir alet, bir makina...
Dünya benden ben olmamı istemedi.
Beni ben olarak tanımadı.
Ben de sırtımı döndüm işte, bu dünyaya..
gerisini biliyorsun; şimdi, artık, öğrenmiş olacaksın..


--spoiler--



hamısını göstər

zilif